Bayan hırka modelleri

Yarın sabah bavulumu toplayıp, uçağa bineceğim. Hiç tanımadığım bir aşka gidiyorum. Şimdiden heyecan bastı. Ne garip bir his? Birisi canımı istedi, onu vermeye gidiyorum!
Tanımadığım Bir Aşka Gidiyorum!
Aşk Uçak
Yüzünü hiç görmediğim, gözlerine değmediğim, elini tutmadığım bir aşka savruluyorum. İçimde çıkan büyük savaşlara rağmen, meraklı yanım, gitmeyi seçti. Bir adam, sadece sesini bildiğim, kelimelerinden büyük hayat hikayeleri çıkarmaya çalıştığım, büyük bir boşluğa doğru ilerliyorum.
“Lütfen sev beni!” diye bağıran, kalbimi, ruhumu isteyen, biraz şair, biraz acemi, yaşam savaşından benim kadar büyük darbeler almadığı her halinden belli bir adamın yanına uzanıyor, elimde tuttuğum bilet. Havalimanına gelmesini istemedim. Beni beklemesini istedim. Kapıyı açtığında, sanki yüz yıldır yan yana duruyormuşuz gibi, birkaç gün önce gitmişim de şimdi gelmişim gibi, yabancılaşmadan o kapıdan girmek istiyorum. O benden daha telaşlı. Biraz içkiliydi telefonda konuşurken, heyecanını başka türlü bastıramamış.
Beni alkol bile kesmeyecek sanırım. O yüzden içkiyi de mundar etmeyeyim diye, ağzımı sürmüyorum. Gidip geliyor duygularım. Söylediği her kelime için yeminler eden bu adama, inanmak dert değil de, onun bilmediği, daha önce çok yemin duyduğum!
Öyle büyük bir ikilem içine girmişim ki, eski sevdaların dersleri cebimde dursun, ben yavaş yavaş yürüyeyim istiyorum. Sonra şeytan mı, melek mi, onu zaman içinde anlayacağımız ses, araya giriyor, gitmememi söylüyor. Denge bozuluyor, ortada kalıyorum.
Kendimi bilirim, bu kadar kıpırdandığına göre kalbim, bavulu bir gece öncesinden hazırladığıma göre, ruhum çoktan yola çıkmış; bedenimin yetişmesini bekliyor sadece. Kişi kendini bilmez mi?
Nedir ki bunca kafa karışıklığı Allah aşkına? Ben zaten tercihimi yapmışım, belli ki, en azından deneyeceğim; kendimi mi kandırıyorum yani? En iyisi fazla düşünüp, kurcalamamak. Biraz akışına bırakmak gerekiyor hayatı, bakalım kader beni nereye sürükleyecek?
Tüm kırgınlıklarıma rağmen, kalbimde birikmiş, kabuk bağlamış yaralara rağmen, bir cesaret gelmiş, aşkın üstüne üstüne koşabiliyorum. Didikleyip, altından bir şey çıkarmaya çalışıyorum. Kendimi baltalıyorum yani!
Bakmayın, aslında işin özünü biliyorum. Benim göremediğim ama onun beni gördüğü bir adam, geçmiş karşıma, sevmeye hazırım diyor. Ne desem aylarca vazgeçmiyor, inat ediyor. Kötü huylarımın hepsini söyledim. Daha ileri gidip bezdirecek hareketler ettim. Nuh dedi, peygamber demiyor. Özet şu, düşündüm, bir kere de o acıtsın canımı ne çıkar dedim. Kalp bunca savaşı verdikten sonra, küçük bir darbe daha alırsa yıkılır mı? Yok, yıkılmaz! Ne inatçı, ne dayanıklıdır o kalpler! Kanmak istiyorum! Söylediklerinin hepsi yalan bile olsa, bilinçli olarak kanmak istiyorum. Bu da koruma kalkanım işte, gün gelip tükendiğimizde, zaten biliyordum diyerek içimi rahatlatacağım.
Yarın, hiç bilmediğim bir aşka gidiyorum. Neler olacağı muamma, ancak çok iyi bildiğim bir şey var: Yaşamak için geç kalmak istemiyorum! Aşkın olduğu her yer benim oyun alanım. Biri “benimle oynar mısın” dedi. Misketleri varmış renk renk, ben de inandım, gidiyorum. Bakalım bu film nasıl olacak? Tek isteğim, diğerlerinden biraz daha lezzetli, biraz daha keyifli olması. Bu da bozuk çıkarsa, bir dahaki yazının başlığı hazır demektir: Aşk sadece kendini tekrar etmektir!

İTALYA

7/5/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İtalya'nın çizme şeklindeki yarımadası Alplerden Sicilya'ya kadar 1210 km uzunluğunda ve 170 ila 240 km genişliğindedir. Ülkenin toplam yüzölçümü yaklaşık 300.000 km2'dir.
İtalya, Dogu, Batı ve Güney tarafından Ligure Denizi, Tiren (Tirreno) Denizi, Ionia (İyonya) Denizi ve Adriyatik Denizi ile yaklaşık 7400 km'lik sahil şeridi ile çevrilmiştir. Kuzeydeki Alp Dağlari ile kendisine karadan komşu olan ülkeler; Fransa, İsviçre ve Avusturya'dır. Apenin Dağları Kuzeydeki Alp dağlarından başlayarak Güneydeki Sicilya Adasına kadar uzanmaktadır. ilk kez ziyaret edecek olanlar aşağıdaki şehirleri mutlaka görmelidirler: Gezi yerleri ve anıtlarının bolluğuyla ziyaretçilere meydan okuyan ;
Roma.
Herkesin elinden geldiğince görmesi gereken yerler: Capitoline Tepesi ve Forum, Colosseo (Kollezyum), San Pietro (St. Peter) Bazilikası, Vatikan Müzeleri (Sistina Şapeli), Pantheon, Santa Maria in Trastevere Kilisesi, Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi), Antik Appia Yolu ve 'Catacomb'lar, Caracalla Termalleri, İspanyol Merdivenleri, Villa Borghese ve şehrin Pincio ve Gianicolo Tepelerinden panoramik manzarasına bakış.
Ölümsüz şehir Roma, engebeli bir bölgede bulunan 7 tepe üzerine kurulmuştur. Bal-renkli çeşmelerin şehri, Augustus tarafından yaratılan mermerler şehri, efsanalere göre M.Ö. 753 yılında Romulus (Romolo) tarafından kurulmuş.
Tiber (tevere) Irmağı üzerinde ve Tiren Denizine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Roma, hiç şüphesiz, dünyanın hakkında en fazla yazılar yazılan, resimlerle güzellikleri sergilenen ve en fazla övülen şehirlerinden bir tanesidir. Onun hakkında daha fazla şeyler söylemek veya cazibesini özetlemeye çalışmak çok kolay bir iş değildir.
Roma, 1870 yılından beri İtalyan Cumhuriyeti'nin başkenti ve Papalığın ikamet yeridir. Kendisine önemli mimari özellikler saglayan sayısız anıtları, gözalıcı seması ve mükemmel konumu açısından karşılaştırılamayacak güzellikteki Roma, büyük modern bir metropolitan şehir izlenimi vermektedir. Batı uygarlığının beşiği ve Katolik dininin kalbi olan Roma, bugün İtalya'nın siyasi, idari ve kültürel hayatının merkezidir. Tipik özelliklerini gösteren en önemli noktaları; Piazza del Campidoglio, Via dei Fori Imperiali, San Pietro Meydanı, Pincio, Villa Borghese, Gianicolo Tepesi ve antik Appia karayoludur.
Floransa

(Firenze) entellektüellerin başkenti. Coğrafi olarak ülkenin yaklaşık tam ortasında, Arno Irmağı ile ikiye ayrılmış, Toskana'nın yuvarlak tepeleri ile çevrili olan Floransa'nın etkisinde kalmamak olanaksızdır.
Burası, Michelangelo, Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli, Galileo ve Medici'lerin şehridir. Bankerler ve terziler şehri olan bu küçük şehir, Rönesans'ın doğduğu merkezdir.
Floransa, yürüyerek gezilebilir. Ziyaretçiler, 384 basamaklı Santa Maria del Fiore Katedralini mutlaka görmelidirler. Katedral, Yüksek Gotik tonozlu yalın iç bölümü ve çevresindeki yapılar ile bilinmaktedir. Giotto tarafından inşa edilmiş Kilisenin çan kulesi, çok renkli mermerlerle yapılmıştır; Romanesk yeşil-ve-beyaz mermerli Vaftizhane, Cennet Kapısı olarak adlandırılan Doğu Kapısı ile meşhurdur.
14. yüzyıla tarihlenen ve bir kapalı köprü olan Ponte Vecchio Fiorentina'nın sınır taşı konumundadır. Kuyumcu mağazaları 16. yüzyıldan beri köprünün her iki tarafında birer dizi oluşturmaktadırlar. Loggia della Signoria, eski saray ve Uffizi Müzesi ile cevrili Piazza della Signoria, Michelangelo'nun meşhur David (Davut Peygamber) heykelinin (orijinali komşu semtte bulunan Güzel Sanatlar Akademisindedir) de bulunduğu heykellerle donatılmış bir açık hava müzesi gibidir. Michelangelo ile aralarında Galileo'nun da bulunduğu 274 kişinin mezarı Santa Croce Kilisesindedir. Donatello, Giotto, Cimabue ve Brunelleschi tarafından yapılan çalışmaların bulunduğu yaklaşık 135m uzunluğundaki Kilise, Floransa'nın eski mahallelerinden birisinde bulunmaktadır.
Venedik (Venezia)
San Marko Katedrali, Çan Kulesi ve Doge Sarayı ile San Marko Meydanı.
Venedik meşhur ressamların evi, bir zamanların güçlü cumhuriyetlerinden birisinin başkenti, kanallar tarafından bölünmüş, su üzerine inşa edilmiş, gondollar ve sarayların rüya şehri.
La Serenissima (huzur dolu) deniz ve gökyüzü arasında topografik bakımdan dünyada eşi ve benzeri bulunmayan, yarım ay şeklindeki 'Laguna''sında bulunan 118 ada, 180 kanal ve 400 köprüden oluşan büyüleyici şehir.
Şaşılacak kadar olağanüstü güzellikteki bu şehir bir zamanlar Adriyatik'in Prensesi olarak adlandırılmaktaydı. Doğu mimarisinin harikulade mücevheri olan Venedik'in inanılmaz sayıdaki kiliseleri ve tarihi sarayları, mermerin fantaziye benzer rüyasında mükemmel bir uyum içerisindedirler.
Çok sıkça, geçmişin canlı müzesi olarak tasvir edilen Venedik, onu tanıyanların romantik yanını ortaya çıkarmaktadır.

Bugün, sahip olduğu istisnai konumu ile Venedik, kendi varlığına bir tehdit oluşturmaktadır.

Üzerine kurulduğu toprak parçasının doğası, onun yavaş bir şekilde batmasına ve onu çevreleyen suyun da seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Birçok ölçümler yapılmakta ve şehrin kurtarılması için gerekli olan projeler ve araştırmalar yapılmaya devam edilmektedir.

Ziyaretçiler için çok farklı bir özelliği vardır Venedik'in: Olağanüstü heyecen verici gondol gezintisi başka hiç bir şehirde yoktur. Burası, küçük sokaklardan ve 180 adet minik kambur-sırtlı köprülerden oluşan bir labirent olduğundan arzu edenler elbette yürüyerek de gezinti yapabilir. Burası alışveriş ve fotoğraf çekme meraklıları için cennettir (deri eşyalar, cam ve kristaller ve sayısız hediyelik eşyalar).



En iyi mevsimler İlkbahar ve Sonbahardır. Lido'daki Film festivalleri, Büyük kanaldaki Tarihi Kraliyet Regattası, vb. ile Venedik'de "mevsim" yazındır. Her iki yılda bir (çiftli yıllar), Haziran - Ekim ayları arasında dünyanın en ünlü sanatçılarının çalışmaları, Giardini Pavilion'daki Sanat Bienalinde ziyaretçileri ile buluşmaktadır.
Napoli
Museo Nazionale, Kraliyet Sarayı, Katedral, Castel Nuovo ve antik Kartaca San Marino manastırı. Şehirden yakın çevreye yapılacak gezilerle Ziyaretçiler, Ercolano, Pompeii, Amalfitana Sahilleri, Sorrento, Paestum ve 18 yüzyıl Kraliyet sarayı (La Reggia) ile Caserta'yı görme olanağı bulabilirler. Tekne veya feribot ile ise İschia ve Capri adaları da rahatlıkla gezilebilir.
Genova
Milano'nun hemen güneyinde, Kolomb'un doğum yeri, Liguria Sahillerine (veya Italyan Rivierasına) açılan kapı.
Piza (Pisa)
1350 yılında yapımı tamalanan meşhur Eğik Kulesi (Torre Pendente) 'ne ev sahipliği yapan Piza, Floransa'ya yaklaşık 90 km uzaklıkta, Arno Irmağının denize döküldüğü yerde bulunmaktadır. Bu Romanesk beyaz mermerli çan kulesinin eğik olmasının iki ihtimali bulunmaktadır; Ya yapının temelinde bulunan toprak zeminin yumuşak olması ya da temel inşaatı hatası.
Aynı zamanda Galileo'nun doğum yeri olan Piza, Byron'a göre bir zamanlar Don Juan'ın da yaşadığı mekandı.
Milano

Lombardia'nın Göller Bölgesine yakın, Scala Tiyatrosu, beyaz mermerli Katedrali, Sforza Kalesi, Sant'Ambrogio Bazilikası ve Leonardo'nun Son Yemek Sahnesi'nin bulunduğu S. Maria delle Grazie Kilisesi ile İtalya'nın ticaret, endüstri, müzik ve kültürel merkezi.
Ravenna
Galla Placidia Mozolesi, Katedral Vaftizhanesi, Basilica di San Vitale, S. Apollinare Nuova ve S. Apollinare in Classe Bazilikaları ile Bizans sanatının eşi bulunmaz mücevheri.
Torino
Alp dağları manzaralı Po Irmağının kenarında bulunan Torino, İtalya Birliği'nin ilk başkentidir. Via Roma caddesinde zarif ve şık alışveriş mağazaları önemli bir kültür ve artistik merkezdir.
Ziyaretçiler, Piazza San Carlo, Palazzo Madama (eski sanatlar müzesi), Mısır Müzesi, San Giovanni (John) Katedrali, Kraliyet Sarayı ve Valentino Parkı ile Kalesini gezebilirler.


Diğer önemli şehirler: sanat mücevhevleri ile Siena; panoramic manzaralı tepe kasabaları Perugia ve Assisi; üniversiteleri (Avrupa'nın en eskisi) ile meşhur kemerli ortaçağ şehri ve lezzetli yemekleri ile Bologna; siyah ve beyaz mermerle inşa edilmiş ihtişamlı Katedrali ile Orvieto; Kuzeyde, Bergamese Alplerinin eteklerinde olağandışı konumu ve anıtları ile Bergamo; ve yunan tapınakları ile Sicilya.Sardinia (Sardunya), İtalya'nın bir başka büyük adası olup ülkenin batısında bulunmaktadır.

Doğa bir eczane gibidir! Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler;depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa'nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor.

GRİP
Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.
Hardal: İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.
Nane: İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.

DEPRESYON
Avokado: Sindirimi çok rahat olan bu meyvayı özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.)
Çikolata: Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.
İstiridye: İçindeki demir, sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir. Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir. (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)
Patates: Orta boy bir patates,bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.

İDRAR YOLLARI
Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz.
Elma: İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.

ALERJİ
Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.

HEMOROİD (BASUR)
Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. (Dikkat! Ancak fazlası basur için tehlikelidir.)

KARIN AĞRISI
Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.

KARACİĞER
Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz.
Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı meyan kökünü "doğal ilaç" olarak kullanır. Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür.
Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.

DİŞ
Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur. Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin.

Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.
Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.
Yoğurt veya beyaz peynir: Eğer yemekler arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin.
Muz: Yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.

TANSİYON
Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir.
Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.
Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zengindir. Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.

 

 

 

malzemeler

patlıcan

köfte için

kıyma

bayat ekmek içi

1yumurta

Karabiber ,maydonoz

Üzerini süslemek için

Domates ,sivri biber

Yapılışı

Öncelikle  patlıcanlar yıkanır.dış kabukları aralıklı  soyulur.patlıcanlar uzun ve

İnce şekilde dilimlenir.dilimlemiş olduğumuz patlıcanlar sıvı yağda kızartılır.

Kızartılan patlıcanları artı şekline getirip ortasına  hazırlanan köfteden koyulur.

Patlıcanların uçlarından   köftenin üzerini kapatacak şekilde katlanır  ve üzerine  domates,

 sivri biber koyarak ortasına kürdan batırılır.tepsiye dizmiş olduğumuz kürdan kebabının  üzerine  yarım su bardağı su koyarak(ben suyuna  çok az salça sarımsak ve baharat da katıyorum)180derece frında pişirilir

Diyabetin tanı ve tedavisinde yıllarca açlık kan şekeri düzeyleri esas alındı.
Oysa yeni bulgular tokluk kan şekerinin hiç ihmal edilmemesi gerektiğini ve tokluk hiperglisemisinin makrovasküler hastalık açısından bağımsız bir risk faktörü olduğunu gösteriyor.

Warwick Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyabet ve Endokrinoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Antonio Ceriello, Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun (IDF) hem tokluk, hem de açlık hiperglisemisinin yönetimine yönelik özel bir kılavuz hazırladığını ifade etti. Yeni kılavuza göre; glisemik kontrolü optimize etmek için hem açlık, hem de tokluk kan şekerinin kontrolü gerekiyor. Prof. Dr. Ceriello, IDF Kılavuzu hazırlanırken dünyadaki tüm diyabet derneklerinin ve ilaç sektörünün görüşlerinin dikkate alındığını, böylece dernekler arasındaki fikir ayrılıklarının da aşıldığını kaydetti.

okluk kan şekeri, gebelikte tokluk kan şekeri, hamilelikte tokluk kan şekeri, tokluk kan şekeri düşük, tokluk kan sekeri, tokluk kan şeker, açlık tokluk kan şekeri, tokluk kan şekeri değerleri, tokluk kan şekeri ölçümü, açlık ve tokluk kan şekeritokluk kan şekeri düşüklüğü, tokluk kan şekeri sınırları, tokluk kan şekeri ne, tokluk kan şekeri kaç, tokluk kan şekeri sınırı, tokluk kan şekeri kaç olmalı, tokluk kan şekeri normal, tokluk kan şekeri değeri

 

 

 

Ilk seferde kazamazsan, suçu amirlerine at, ikinci seferde kazamazsan hile yap, üçüncü seferde kazanamazsan vazgeç, salakligin alemi yok.
- Sen hic sahanda yumurta yedin mi? Evet….Peki deplasmanda yedin mi?
- Cok iyi halk oyunlari oynayan bir kazana ne deriz?…Iyi oynayan kazansin!..
- Kendini mutlu hissediyorsan, bir yerde yine bir salaklik yaptin ve farkinda degilsin demektir.
- Dokuz parmaginda dokuz marifet var.Bir parmagiyla hep burnunu karistiriyor
- Mütevazi olun.Ben mükemmelligimi buna borçluyum
- Sayin abone… Aradiginiz istikamete dogru bütün hatlar doludur. Lütfen baska istikamete dogru telefon ediniz
- Herkes saçiyla oynarken, o favorisiyle oynuyordu. O bir radiKEL
- YAZILIDAN SIFIR ALDIM AMA ÖNEMLI OLAN KATILMAKTI….
- Kadin hakki diye birsey olmaz. Hakki erkek ismi… :-)
- Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim!
- Hayatta hiç bir seyi tamamlayamadim ama bu se…
- Sık sık ameliyat olun, içiniz açilir…
- Ilahi Azrail sen adami öldürürsün
- Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti.
- Iki tür insan vardir: "Iki tür insan vardir." diyenler ve demeyenler.
- Insanlar üçe ayrilir: Saymasini bilenler, Saymasini bilmeyenler
- 1959 yilinda içilen kahvelerin hatiri dolmustur, duyurulur!
- Yasamaya ayri, yürütmeye ayri zaman mi ? Ben darbe kullaniyorum. Yikiyorum. Çikiyorum.
- Bilmemek ayip degil, Yeter ki çaktirma…
- Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar.
- Size yapilmasini istemediginiz bir seyi baskasina yapin. Çok zevkli oluyor…
- Abi beni niye anlamiyon. Sende idrak yollari enfeksiyonu mu var?
- Ölüm korkusu sürekli degil mezarda biten geçici bir duygu
- Siddete karsi savas açin! Siddet yanlilarini kursunlayin
- Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?… O zaman aya gidin.
- Besbinkere söyledim abartmayi birak
- Son gülen sen olacaksin, çünkü geç anliyorsun.
- Eger turist sezonundaysak neden onlari avlayamiyoruz?
- Bir seyleri hatirlayamama ihtimaliniz seye baglidir, seye, hmmmm, kahretsin!
- Bu tüp bebek hatali; Hep gaz kaçiriyor…
- Yes abicim, Türkçe egitime benden de okey!!!
- Bir fil elektrik direginden daha yüksege ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki!..
- Selam, ben Aydan Sener - Hadi yaa… Ben de Dünyadan Neil Armstrong
- Çocugun biri birgün kafasini islatmadan sampuanlamaya baslamis. Annesi de: -Olum hiç saç islatilmadan sampuanlanir mi? deyince çocuk: Ama anne bu sampuanda "kuru saçlar için" yaziyor!!!
- Temel, Fransa’ya gitmis. Tabelada Fransa yaziyomus!! Oda "AAA! Burayi da mi Sabanci aldi?" demis!
- Adamin biri birgün eczaneye sinek ilaci almaya gitmis ve eczaci ona "Sineginizin nesi var acaba?" demis.
- Ege bir yunan gölü deeldir. -Ege bir Turk gölü de deeldir. -Binanaleyhh Ege bir göl deeldir.. (Kim söölemis bunu acaba)
- Iki adam muhabbet yapiyormus. Ne muhabbeti demisler, geyik muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler, Ren geyigi demisler. Ne reni demisler, el fRENi demisler. Ne eli demisler, hanimeli demisler. Ne hanimi demisler, ev hanimi demisler. Ne evi demisler, dag evi demisler. Ne dagi demisler, Agri Dagi demisler. Ne agrisi demisler, bas agrisi demisler. Ne basi demisler, kusbasi demisler. Ne kusu demisler, muhabbet kusu demisler. Ne muhabbeti demisler GEYIK muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler…
- Eger dünya delikanli olsaydi yuvarlak olmazdi
- Gençligim aci veriyordu ameliyatla aldirdim
- Ey yükselen yeni nesil… in ulan asagi

 

iki defa ağladım

6/5/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bu gece bizim için iki defa ağladım
biri sevinçten biri üzüntüden
 
sevindim önce seni bulduğuma ağladım
sonra hala benim olamadığına
 
seni sensiz ne kadar çok sevdiğime ağladım
sonra hala seni sensiz yaşadığıma
 
senle ne kadar aynı olduğumuza ağladım
sonra kaderimizin de aynı olduğuna
 
kavuşmamızın ikimize bağlı olduğuna ağladım
sonra aslında ikimizin de elinde olmadığına
 
senin birgün benim olabileceğinin umuduna ağladım
sonra benim olamasanda kalbimde yaşayacağına
 
gözlerimden akan yaşlar bile farklı renkteydiler
rengarenk akıyordu birinde diğerinde simsiyah
 
bilirsin ben sana hiç kıyamam
sana rengarenk umutlarla olanını gösterdim
ben simsiyah olanları içime akıttım
 
ben bu gece ikimizin yerine iki defa ağladım
 

sakinsular

 



Malzemeler:
4-5 bardak un3 tatli kasigi kurumaya1 bardak el yakmiyacak
 kadar isitilmis sut1 yumurta + 1 yumurta aki
( sarisi ustune kullanilacak)1/3 bardak toz seker2 cay kasigi tuz125 gr margarin
1 cay bardagina yakin siviyag
Yapilisi:
- Yumurta sarisi haric malzemelerin hepsini karistirip iyice yogurun.
 (Unu azar azar ilave edip ele yapismayacak yumusakca bir hamur elde edin)-
 30-45 dakika kadar bekletin.-
 Kabaran hamurdan yumurtadan kucuk hamur kopartip
 elinizde uzun cubuk sekli verin.- Sonra bu hamura dugum a
tip kalan uclarini alttan birlestirin.- Yaglanmis tepsiye birlesen
 uclar asagida kalacak sekilde yerlestirin.-
Yeniden biraz kabarmasi icin tepside bekletin.-
 Yumurta sarisina bir tatli kasigi kadar sut ilave edip inceltin.
Bu daha rahat surulmesini saglar. kabaran coreklere surun-
Istege gore ustune susam, corekotu, hashas serpin.-
Yine 175C (350F) derecede kizarana kadar pisirin.

 

Aşağıdaki tavsiyelere uyarsanız bankayla çalışmaktan memnun kalırsınız.
En uygun anlaşmayı yapıyor olup olmadığınızı kendinize ve bankanıza sorun. Yaklaşık yılda bir defa, ihtiyaçlarınıza en iyi cevap veren programlar için imza verdiğinizden emin olmak için bankanızdaki bir müşteri temsilcisi ile konuşun. Belki de bankacılık uygulamalarınıza uyan ve belirli hizmet ücretlerini azaltmanızı veya ortadan kaldırmanızı sağlayan daha basit bir düzenleme vardır. Belki banka işlemlerinizle ilgili alışkanlıklarınızda yapacağınız bir değişiklik ödediğiniz ücretleri azaltacaktır. Ya da bilmediğiniz yeni ve daha iyi bir hesap türü vardır. Birkaç yılda bir bankanızın ücretlerini rakipleriyle karşılaştırın. Daha iyi teklifler sunan bir banka bulmanız mümkün olabilir. Fiilen kullandığınız ürün ve hizmetleri liste haline getirerek başlayabilirsiniz: Çek yazıyor, ATM'leri kullanıyor musunuz? Son bir yıl içinde ödediğiniz ücretler ve geri dönen çeklerle hesabınızdaki paranın belli bir limitin altına düşmesi sebebiyle kesilen cezalar ne kadardır? Bunları belirledikten sonra üç veya dört bankayı bu açılardan araştırın. Başka bir bankayı kullanmak suretiyle yüzlerce dolar kazanabileceğinizi ya da tasarruf edebileceğinizi keşfetmeniz mümkündür. Veya belki de daha iyisi, kendi bankanızla çalışmaya devam etmenizin sizin için daha iyi olduğunu görebilirsiniz. Yaşamınızı kolaylaştırın. Sağlık sigortası primleri ile elektrik, doğalgaz ve su gibi kamu hizmetleri için yapılan düzenli ödemelerin bazılarını bankanız vasıtasıyla otomatik olarak yapabilirsiniz. Bu durum, her ay bir yığın çek yazmaya göre daha kolay ve ekonomik bir seçenektir. Yine bir banka şubesindeki kuyrukta beklemek yerine ATM'lerden para çekebilirsiniz. Banka işlemlerinizi telefon veya bilgisayarla evden yapmanız da size zaman kazandırır.Şayet mevduat sigortası sizin için önemliyse, tamamının sigortalanmış olmasına dikkat edin. Paranızı, federal düzeyde sigortalı bir kuruma yatırdığınızdan emin olun.Yardımını isteyebileceğiniz banka personelini tanıyın. Şahsen veya telefonla görüşürken özellikle yardımsever ve bilgili olduğunu fark ettiğiniz personelin isim ve telefon numaralarını kaydedin. Şikayetçi olmaktan çekinmeyin. Hiçbir banka çalışanı, gerçekten, canı sıkkın bir müşteriyi dinlemekten hoşlanmaz. Fakat muhtemelen bankanızın yöneticileri problemi dikkatlerine sunmanız ve onlara çözme şansı vermenizi, başka bir banka ile çalışmanıza veya arkadaşlarınıza "o berbat banka" hakkında konuşmanıza tercih edeceklerdir. Şayet bir müşteri temsilcisi veya başka bir çalışandan memnun kalmadıysanız, daha üst düzey bir görevli ile konuşmayı düşünün. Yine de sorununuzu çözemezseniz, bankanın ulusal/federal denetçisi ile irtibat kurma seçeneğini deneyebilirsiniz. Bir fırsat istemekten çekinmeyin. Çekinizin ilk defa karşılıksız çıkması gibi durumlarda, özellikle de iyi bir müşteri olmayı sürdürmüşseniz, bankanız ücret veya cezada indirim yapmayı veya bütünüyle vazgeçmeyi kabul edebilir. Ayrıca, şayet bankaya olan borcunuzu ödemekte güçlük çekiyorsanız, bankanızla konuşmayı düşünebilirsiniz. Durumu ve olağandışı şartları açıklayın. Pek çok kurum, borç faiz oranlarında, aylık ödemelerde ve diğer ücretlerde geçici veya sürekli bir indirime razı olabilir. Ama, temiz bir sicile sahip olmanız şartıyla.Aylık tebligatları okuyun. Bankanızdan gelen tebligatlar, kredi kartı faturaları ve diğer belgeler, okumak için ilginç şeyler olmayabilir fakat bunlar, okuyacağınız en önemli metinler arasında yer alabilir. Bankanızdan gelen herhangi bir zarfın içinde belirli hesaplara uygulanan yeni ücret veya cezalar hakkında bir defalık uyarılar yer alıyor olabilir. Şayet bu değişikliklere dikkat etmezseniz, bir sonraki ay daha yüksek ücretler ödemek zorunda kalabilir ve bunu fark etmeyebilirsiniz. Ayrıca, banka tebligatı gelir gelmez, yetkili olmadıkları bir ücret kesintisi yapmadıklarından emin olmak için kontrol edin. Bir hırsızın çeklerinizden birini veya kredi kartınızı kullandığından şüphelenirseniz, hemen telefona gidin ve bankayı arayın. ATM kartı ile ilgili bir sorunu bildirme hızınız, kayıplarınızın sınırlandırılması bakımından özellikle önemli olabilir. ATM kartınızın kaybolduğunu veya çalındığını, olay vuku bulduktan sonraki iki iş günü içinde bildirdiğinizde, azami kaybınız sadece 50 $ olacaktır. Fakat iki ila 60 gün arasında beklerseniz, hırsızın çektiği para 500 $'a kadar çıkabilir. Bu takdirde ödenen paralardan siz sorumlu olursunuz. ATM kartınızın kaybolduğunu veya çalındığını bankaya bildirdikten sonra çekilen paralardan siz sorumlu değilsiniz. Siz konuyu bildirdikten sonra para çekilmiş olup olmadığını tebligattan kontrol edin. Banka tebligatlarına göz atmak için bir diğer sebep, çekinizin karşılıksız çıkmasını önlemek için size tedbir alma imkanı vermesidir. Para cezası yazısını okuyun. Satırın altını imzalamadan önce bir hesabın ücret ve şartlarını bilmek, daha sonraki yakınma ve güçlüklerden sizi koruyabilir. Mesela: Bir hesabın "ücretsiz" veya "masrafsız" olarak ilan edilmesi, hiç ücret ödemeyeceğiniz anlamına gelmez. Şayet sürekli bir ücret ödemeniz gerekiyorsa bir kurumun "ücretsiz" bir çek hesabı reklamı yapmasına izin verilmez. Fakat bankanız ücretsiz bir hesap sunmakla birlikte yine de çek yazmak, ATM'lerden faydalanmak ve karşılığı bulunmayan çekleri ödemek gibi hizmetlerden dolayı ücret alabilir. Kayıtları muhafaza edin. Para yatırma, ATM'lerden para çekme, kredi kartı ve diğer işlemlerle ilgili makbuzların elinizde bulunması, aylık hesap bildirimlerinin doğruluğunu kontrol için yeterlidir. Daha sonra bu kağıt parçalarını çöpe atabilirsiniz, fakat onları bir hırsızın okuyup kullanamayacağı kadar parçalamaya dikkat edin. Ayrıca, banka ile birlikte imzaladığınız sözleşmelerin veya diğer belgelerin kopyalarını muhafaza edin. Bir ihtilaf yaşandığında bu dokümanlara müracaat etmeniz gerekebilir. Bankanızı bir bilgi kaynağı olarak kullanın. İyi bir bankacı, bir işe başlamak veya onu büyütmek, bir araba veya ev satın almak, kredi almak veya bir borç sorununu çözmek gibi konularda mükemmel bir öğüt ve bilgi kaynağı olabilir. Ayrıca sizin diğer iş çevreleriyle irtibat kurmanızı sağlayabilirler veya ellerinin altında mükemmel başvuru materyalleri bulunuyor olabilir. Bankanız ayrıca, finansal işlerinizi idare için faydalı tavsiyeler sunan iyi bir müşteri bülteni veya web sitesine sahip olabilir. Pek çok banka ayrıca emeklilik tasarrufları ve kolej eğitimi gibi konularda seminerler düzenlemektedir. Bu bilgilere avukatınızdan, muhasebecinizden, basından ve diğer kaynaklardan öğrendiklerinizi ekleyerek isabetli kararlar alabilirsiniz. Bankanızı değiştirmeye karar verirseniz...Çeşitli sebeplerle bankanızı değiştirmek istiyor olabilirsiniz. Aşağıdaki hususları yerine getirmek suretiyle bankanızı daha faydalı biçimde değiştirebilirsiniz:Çek defterinizi denkleştirin ve hesabı kapatmadan önce, yazdığınız bütün çekler için yeterli parayı ayırdığınızdan emin olun. Bu durumda, hesabı kapattıktan sonra çekinizin karşılıksız çıkması yüzünden ücret ödemekten kurtulmuş olursunuz. Eski bankanızı bırakmadan önce yeni bankanızda bir hesap açın. Böylece kesintisiz biçimde çek yazabilir, ATM'lerden para çekebilir ve diğer banka işlemlerinizi sürdürebilirsiniz. Gelecekteki alacaklarınızın yeni hesabınıza yatırılması için gerekli düzenlemeleri yapmadıkça ve bunun uygulamaya konulacağından emin olmadıkça eski hesabınızı kapatmayın.
Hayat sigortanızın primlerinin otomatik olarak ödenmesi gibi hesabınızdan yapılan düzenli para transferlerinin gelecekte yeni bankanız vasıtasıyla yapılması için gerekli düzenlemeleri yapın. Şayet adresinizi değiştiriyorsanız, eski bankanızın yeni adresinizi ve telefon numaranızı bilmesini sağlayın. Bunu yazılı olarak yapın, telefonla bilgi vermiş olmanıza güvenmeyin. Bankanız, hesabınızı kapattıktan haftalar veya aylar sonra sizinle bağlantı kurma ihtiyacı duyabilir. Bankadaki kiralık bir kasada herhangi bir eşyanız bulunuyor mu? Her şeyi aldığınızdan emin olun ve anahtarları iade edin.Yardımsever banka görevlilerinin isimlerinin listesini saklayın. Banka ile ilişkileriniz konusunda belki yine bir sorun çıkabilir ya da eski bankanızdan birtakım belgeleri almak için yardımlarını isteyebilirsiniz.



Bir dostu özledi bakışlarım...
İyimser ve kırılgan olan, bir tebessümle uyanmayan ve bin nüsubetten anlamayan. Eskiden zaman zaman, şimdilerde ise bir çok zaman kafası karışan. Gün doğumuna kadar uzanan kısık düşlere aldırmadan mutlu yaşayan; en azından yaşamaya çalışan. Uykuları da iç benliği gibi hafif olan, kendi gibi ağırlaşıp ayılamayan…

Bir dostu özledi bakışlarım…
Gereği kendinden fazla sorgulanmış bir yaz çocukluğuydu bizimkisi. Utancı buruk, gözleri ıslak, hayalleri masum… Bir apartmanın arka bahçesinde kireçten bozma toz bulutu eşliğinde taştan kale direkleri kurulurdu tarafımızdan sevinçle. En müteşekkir kılınan anılardı onlar belki de… Tozu saçımızda, heyecanı dilimizde bembeyaz kalmış bir anılar yığınıydı bizimkisi. En güzeli de Müjgan teyzemin bir bardak suyuydu lezzetli ve katıksız sevgi dolu olan. Sırılsıklam terler içinde kazanılan bir mahalle maçının en büyük ödülüydü bu bir solukta kana kana içilen ama hiçbir zihinde olağan olmayan…

Bir dostu özledi bakışlarım…
Şimdilerde yüzü pek gülmeyen, belki de vazgeçmişlikten öteye gitmeyen bir duraksama halinden… Kıssalardan hisseler çıkartalım da kısa kısa yaşanmışlıkların ardından geriye kalan biraz toz, biraz da yalan. Bazen tanrıya sığınan, bazen ona bile sıra gelmeden bir paket sigara eşliğinde uyuya kalınan detaylar bütünü… Biz değil miydik oysa ki bir atari kolunun bozulmasıyla tanışan? Detaylara ne lüzum var? Biz değil miydik birlikte büyüyen ve sevinç-hüzün ayırt etmeden paylaşan, ağlayan ve gülen?

Bir dostu özledi bakışlarım…
O kendiyle, ben kendimle meşgulken birbirinden ayrı şekillenen ve çelişen hayat tarzları… Oysa yine de birbirine bağlı ve bir parça birbirine katılmış hasretler yumağı. Geride kalanlar eriyip giderken biz bazen ayrı kalmışız çok mu? Her şey değişip bir çok şey anlamsızlaşırken, benim ‘‘Meltem Abla eli değmiş patlıcanlar’’ı sevmeye çalışıp özlemem çok mu değişken? Ardından eski günlere inat ‘‘hala paslanmamışım be!’’ diyerek; ama yine de eskiden daha iyi olduğumu bilerek yapılan birkaç futbol maçı çok mu üzücü? Ya da çardakta eskittiğimiz sevgilerden ve sevgililerden bahsederken ‘‘Bunu da bitirdik! Sabah ola hayrola…’’ diye çöpe fırlattığımız kırmızı tuborg kutuları çok mu anlamsız?

Bir dostu özledi bakışlarım…
Bu aralar pek mutlu sayılmam, bilesin… Yorgunluğum, sevincimi ve heyecanımı tonlarca zihin ağrısının yardımıyla çok çabuk bastırdı. Her zamanki ufak sıkıntılar gibi gelip geçici midir bilmiyorum ama her gelen-giden bir şeyler kaçırıyor benden. Artık kalmadığımı hissediyorum. Her şeyi bırakıp gitmek var aklımda. Yapabilir miyim bilmiyorum. Yine de sonuç ne olursa olsun iyi olduğunu ve arada bir tadın kaçsa da huzurlu yaşadığını duymak istiyorum. Sana bir nasihat da benden. Dış dünyayı mahrum etme kendinden. Bolca yaşa, çokça hata yap, her zaman ders al ve sonunda kendince doğru yaşa. Bak! Geceyi yarıladığım sıkıntılardan birinde bir dostu özledi bakışlarım. Sen, sen ol; kendini fazla
Özletme